07 Ekim 2008 Salı

Almanya'dan alıp Deniz Feneri'ne


Alman mahkemesinin oluşturtuğu kayyuma devredilen Deniz Feneri e.V'nin bağışcılarından olan gurbetçi Yalçın Kök, iftiracılara en güzel cevabı verdi.

Almanya’da sonuçlanan Deniz Feneri e.V davasının ardından derneğin tüm mal varlığı, Alman Federal Mahkemesi tarafından oluşturulan kayyuma devredildi..

Kayyum, yurtdışında yaşayan bağışçıların ellerinde bağış yaptıklarına dair belgelerin olması halinde bağışlarını tekrar alabileceklerini ilan ederken, kalan miktarın ise Alman Kızılhaç’ına devredileceğini açıklamıştı.

Haber7 iletişim formundan bize ulaşan Almanya’da yaşayan bir Deniz Feneri gönüllüsü olan Yalçın Kök, iftiracılara belki de en güzel cevabı verdi.

Dönemler içinde yaklaşık 2 bin EURO bağışta bulunan Kök, elinde bulunan makbuzlarla kayyuma başvurarak, bağışını alacağını ve Türkiye Deniz Feneri’ne bağışlayacağını söyledi.

Kök, ‘Ben o paraların doğru yerlere harcandığını biliyorum. Yaptığım yardımlardan dolayı dernek tarafından bir plaket ile onurlandırılmıştım. Telefon satışı yaptığım bir iş yerim var. Müşterilerime de Deniz Feneri’nin yaptığı iyilikleri anlatarak onları bağış yapmaya çağırdım. Bu iyilik hareketi devam etmeli. Bu sebeple, elimdeki hesap özetleri ile Alman bankaları üzerinden Deniz Feneri e.V’ye yapmış olduğum yaklaşık 2 bin EURO’yu bulan bağışlarımı alıp, Türkiye Deniz Feneri’ne gönderme ihtiyacı duydum’ dedi.

haber7.com

12 Eylül 2008 Cuma

Hiç Olmazsa Hangi Tarafta Olduğumuz Belli Olsun

Bugünlerde Deniz Feneri Derneği hakkında gazete ve televizyonlarda çıkan haberleri görüyorsunuzdur. Ben olayın medyada tartışılan bölümleri dışında kendi tarafımdan konuya bakmaya çalışıyorum.

2002 yılından bu yana gönüllüsü ve bağışçısı olduğum Türkiye'deki Deniz Feneri Derneği'nin binlerce yoksul insana sadece Ramazan gibi özel günlerde değil, yılın 365 günü gerçekten yardım ettiğini, bunu özel sektördeki şirketlerde dahi göremediğimiz bir hassasiyetle kayıt altında tuttuğunu bizzat kendi gözlerimle gördüm.

Deniz Feneri'nin şubelerini ve lojistik merkezlerini görmeden ne kadar ciddi ve hassas bir sistemle çalıştığını gerçekten anlayabilmenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Orada çalışan insanların da en az bizler kadar inaçlı ve duygulu insanlar olduğunun farkındayım.

Yaşanan tartışmaların ve iddiaların dışında benim dikkatinizi çekmek istediğim tek bir önemli nokta var.

Deniz Feneri' nden her ay yardım alarak geçinen ve karınlarını doyuran 20-25 bin aile var.

Bu yaşanan olaylar ve haberler neticesinde pek çok insanın etkilenerek yardımların azalacağını ve belki de bu ailelerden pek çoğunun yardımlarının durdurularak en temel ihtiyaçları olan aylık yiyeceklerini bile bulamayacakları aşikardır.

Türkiye' de bu kadar büyük bir kitleye sürekli yardım götürebilme kapasitesi ve altyapısına sahip başka bir kurum göremiyorum.

Kimseyi suçlamadan veya savunmadan kendi üstüme önemli bir görev düştüğünün farkındayım. Allah bana geçimlerini kendi imkanlarıyla sağlayamayan bu insanlar için ne yaptığımı soracak!

Bütün bir ateşi söndüremesem bile Hz. İbrahim ve karıncanın hikayesinde olduğu gibi en azından iyilik, insanlık ve yoksulların safında olduğumun kanıtı olması için Deniz Feneri' ne daha fazla yardım etmeye özellikle gayret edeğim. Sizleri de bu yolda olmaya davet ediyorum.

Hesap günü gediğinde yukarıdaki soruya cevap verebilmek için; bu mübarek Ramazan ayında maaşımın büyük bir bölümünü Deniz Feneri Derneği'ne bağışlıyorum.

Unutmayın! Biz yardımlarımızı bu kurumlara veya yöneticileri için yapmıyoruz. Sadece Allah' ın rızasını kazanmak için mallarımızı Allah yolunda harcıyoruz. Gerisi beni ilgilendirmiyor. Herkes kendi hesabını verecektir.

Selam ve sevgi ile...